
“Abd-i âciz üç nokta üzerinde duâ ederiz:
Allah’ım ululuğun hakkı için, biricik varlığın Habib-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-inin yüzü suyu hürmetine Ümmet-i Muhammed’i affet ve muhafaza et!
Senin için bu mahlûkuna muhabbet edenleri affet ve muhafaza et! Bu fakir-hakir-pürtaksirini de affet ve muhafaza et.
Bu duâyı dilimizden hiç düşürmeyiz. Hatta bazan demek ki aşırı gidiyormuşuz ki bir defasında sert bir ihtar aldık.
“Ümmet-i Muhammed’den başkası için el açma!” buyuruldu.
Ümmet-i Muhammed için her el açışta duâ etmeli. Çünkü bir kişiyi affetmesi ile Ümmet-i Muhammed’i affetmesi arasında O’nun indinde hiç fark yoktur.”
İlk defa ziyarete gelen ve rüyâsında Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in kendisine “Gel!..” diye işaret ettiğini söyleyen kardeşe sözleri:
“Elhamdülillâh sizi almışlar. Onlar almasaydı siz bulamazdınız. Büyük bir ikram-ı ilâhi’yedir ve Hazret-i Allah’ın ezeli taksimi ile olur. O taksim etmedikçe hiçbir kimse hidayet vermeye kadir değildir. Dahi kendisine...
O ezeli ihsanı Habib-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bildiği için sizi davet ediyor ve siz girmiş oluyorsunuz. Allah’ımız mübarek eylesin. Her güzellik Güzel’den gelir. O ihsan etmedikçe hiçbir güzellik husule gelmez. Bu nimetin kıymetini bilin ona göre sarılın. Çünkü yol Habib’i -sallallahu aleyhi ve sellem-in yolunun ta kendisidir. Yegâne yoldur. Daha doğrusu herkesin aradığı yoldur. Hazret-i Allah dilediğini kılavuzlar.”