Hakikat Yayıncılık - Muhterem Ömer Öngüt’ün Eserleri | Hakikat Dergisi | Hakikat Medya | Hakikat Kırtasiye
Arama Yap
KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ - Fâtiha Sûre-i Şerif'inin Tefsiri (75) - Ömer Öngüt
Fâtiha Sûre-i Şerif'inin Tefsiri (75)
KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ
Dizi Yazı - Tefsir
1 Kasım 2025

 

Fâtiha Sûre-i Şerif'inin Tefsiri (75)

 

O'nun Boyası (2)

Onlar "Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîn" dedikleri zaman âlemlerin Rabb'ini düşünür ve yalnız âlemde O'nu görürler.

Gerçek vâris-i Nebî onlardır. İlimleri sadır ilmidir, vehbîdir. Bu ilim onlara Hazret-i Allah ve Resulullah Aleyhisselâm'dan gelir. Onların işi Hakk iledir, Hakk'ı düşünürler, Hakk ile meşgul olurlar. Halk ile hiçbir icraatları ve menfaatleri olmaz, halktan hiçbir şey beklemezler.

Âlem-i billâh olanlar "Lâ ilâhe illallâh" diyorlar. Onlar bunu görerek ve bilerek söylerler. İşte gerçek mutasavvıf bunlardır.

Onlar gerçekten Allah yolunu bulan kimselerdir. Gidişleri gidişlerin en güzelidir. Gittikleri yol yolların en doğrusudur. Ahlâkları ahlâkların en temizidir. Niçin? Çünkü onlar Habibullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in ahlâkı ile ahlâklanmışlar, tabiatı ile tabiatlanmışlar, onun boyasına boyanmışlar, yani onda hiç olmuşlardır.

Bunu size izah edeyim: Bir münâfık kâfirlerin içine girdiği zaman "Ben sizdenim" der, onların boyasına boyanır. Bir münâfık masonların içine girdiği zaman "Ben sizdenim" der, onların boyasına boyanır. Bir müslüman da müslümanların arasına girdiği zaman "Elhamdülillah ben müslümanım" der, Fenâfişşeyh'e çıkmış bir kimse şeyhte fani olur. Fenâfirrasul'e varmış olanlar Resulullah Aleyhisselâm'ın boyasına bürünür. Fenâfillah'a çıkmış olanlar da Hazret-i Allah'ın boyasına boyanır. Kendisinden zerre kalmaz artık.

Allah-u Teâlâ'nın bu kulları hakkında Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif'lerde birçok beyanlar bulunmaktadır.

Nitekim bir Âyet-i kerime'de:

"Allah bir kimsenin kalbini müslümanlık için açarsa, o Rabb'inden verilen bir nur üzerindedir." buyuruluyor. (Zümer: 22)

Allah-u Teâlâ'nın kendilerine ihsan buyurduğu nur sayesinde, bu onların gönüllerinin açılmasını sağlamıştır.

Bu nuru Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hadis-i şerif'i ile beyan ediyor:

"Mümin-i kâmil'in ferasetinden sakınınız. Çünkü o Azîz ve Celîl olan Allah'ın nuru ile bakar." (Tirmizi)

Allah-u Teâlâ'nın bir mahlûkuna en üstün lütuf ve ihsanı, onu Zât'ına çekmesi ve ondan râzı olmasıdır.

Âyet-i kerime'de şöyle buyuruluyor:

"Onlar sıdk makamında, kuvvet ve kudret sahibi hükümdarın huzurundadırlar." (Kamer: 55)

Onlar bu Âyet-i kerime'nin sırrına mazhar olanlardır.

O zaman o kulu ile arasında hiçbir perde kalmıyor ve o kulunu huzuruna alıyor.

Bu ise:

"Rahman olan Allah'ın cezbelerinden bir cezbe, insanların ve cinlerin ameline denktir." (Keşfü'l-Hafâ)

Hadis-i şerif'inin tecelliyatı olmuş oluyor. O cezbe ile çekiyor. Çektikten sonra, dilediğini makamında lütfu ile dolduruyor...


  Önceki Sonraki