
Müjde! Çocuğunuz: "Bu nedir?" diye sormaya başladığında anlayın ki; mantıksal düşünmenin merkezi olan sol beyni de devreye girmeye; bir diğer tabir ile beynini kullanmaya, sorgulamaya başlamıştır. Çocuğunuzun beyni geliştikçe, laf anlatmak ve iletişim kurmak daha kolaylaşacaktır.
Çocuklar 4 yaş dönemine geldiğinde artık birçok şeyi merak eder ve sormaya başlarlar.
1-1,5 yaşında kelime kullanmaya başlayan çocuklarda 2-2,5 yaşından sonra dil gelişimi ivme kazanır. 2-2,5 yaşındaki bir çocuk dört yüz kelime konuşmalı, iki-üç kelimelik cümleler kurabilmelidir. Bu yaştaki çocuğun kurduğu cümlelerle başkaları tarafından %80-90 anlaşılır durumda olması gerekir.
Ama maalesef bugünkü teknoloji çağında yetişen çocuklarımızı 10 sene önceki çocuklarla kıyas ettiğimiz zaman; çocuklarımızın artık soru sormaktan uzaklaştıklarını ve konuşarak anlaşılır bir şekilde iletişime geçmekte de maalesef gerilediklerini gözlemleyebiliyoruz.
Bu nedenle ebeveynler olarak bizler hayata dair sorular sorarak çocuklarımıza rol model olmalı, onları teknolojinin bu zararlı etkisinden kurtamaya çalışmalıyız ve çocuğa soru sormanın eğlenceli ve eğitici olduğunu yaşatmalıyız. Mesela; tabağa bir avuç mercimek koyup, "Sence bu nedir? Neye benziyor? Bunun ile ne yapılabilir?" gibi sorular sorarak çocuğunuzu düşünmeye teşvik edebilir ve hayal dünyasını geliştirebilirsiniz. Sonra da sizce neye benzediğini, yine meselâ: "Bana göre de bu turuncu boncuklar..." diye başlayarak aslında bunun ne olduğunu açıklayabilirsiniz. Ve akabinde mis gibi eğitim ve eğlence kokan bir mercimek çorbası pişirebilirsiniz.
Yine Allah-u Teâlâ'nın varlığını, verdiği nimetleri bu çağdaki çocuğumuza duyurmak için "Gözünü kim verdi?", "Elini kim verdi?" gibi, buna benzer sorular ve cevapları çok eğitici olacaktır.
Çocuğunuza bilgi verdiğiniz kadar, bazen de onun sorularına; "Sence?" sorusuyla karşılık verdiğiniz zaman, ona sorgulamayı ve daha derin düşünmeyi öğretiyor olursunuz. Ayrıca bu soru tarzının beyin gelişimine de inanılmaz faydası vardır. Böylece önce onların ne bildikleri, ne düşündükleri, nasıl bir mantık kurduklarını görme ve çocuğun iç dünyasına girme şansınız olur. Aynı zamanda bir sohbet açıldığı zaman, çok güzel, farklı fikir alışverişleri ve bakış açıları ortaya çıkabilir. Hatta hazır olun, çoğu zaman çocuğunuz düşünce şekliyle sizi şaşırtıyor olacaktır.
Bazı durumlarda -günümüzde sayıları artık çok olmasa da- bu "Neden?" soruları aileye baş ağrısı kaynağı olan bir durum haline de dönüşebilir.
Bu durumda bu soruların başlamasının, çocuğumuzun sol beyninin de gelişmeye başladığının işareti olduğunu ve siz bunu beslemeye devam ettikçe çocuğunuzun daha laftan anlayan ve iletişim kurması daha kolay bir çocuk haline geleceğini bilirseniz sabrınız artacaktır inşallah. Yani bunu aslında sırf çocuğunuza değil, ebeveynliğin kolaylaşması adına kendinize de yaptığınız bir yatırım olarak düşünebilirsiniz.
Bizi hazırlıksız yakalayan "Neden?" soruları karşısında esnek olmalı, bu konularda yaşları ne olursa olsun, yaşlarına uygun anlayacakları basitlikte, hep doğru ve dürüst cevaplar vermeyi tercih etmelidir. Aksine bir davranış ise çocuğun soruların cevabını kendi kendine aramasına ve tehlikeli sonuçlar elde etmesine sebep olabilir.
Acelemiz varken veya en olmadık zamanlarda gelen sorular karşısında; hızlıca geçiştirmeye çalışarak hem kendinize stres yapmak hem de çocuğu tatminsiz bırakmak yerine; "Enteresan bir soru, bunun hakkında uzun uzun konuşmak isterim, ama şu an evden çıkmamız gerekiyor, hadi gel bir an önce hazırlanıp, sonra arabada rahat rahat konuşalım" veya bunun gibi cümleler ile o an değil ama söz verdiğiniz zamanda konuşabileceğinizi söyleyebilirsiniz. Hatta çocuğunuz size hatırlatmadan siz hatırlayıp konuyu açarsanız, içten içe ne kadar değer ve saygı gördüğünü hissedecektir.
Bir de bilgi bazlı, merak ettikleri için sordukları tüm "Neden?" sorularının cevaplarını bilmiyor olmamız, her şeye verecek cevabımızın olmaması elbette çok normaldir. Bu durumlarda çocuğunuz size cevabını bilmediğiniz bir soru sorduğunda (çok basit bile olsa), kendinizi kötü veya eksik hissetmeyin. "Bilmiyorum, emin değilim, bunu araştıralım" gibi cevaplarla barışık olmak en doğrusudur.
Bu size kitaplardan veya internetten onunla araştırma yapıp, beraber öğrenme fırsatı verecek, hem de beraber özel zaman geçirme keyfini yaşatacaktır.
Bu durum özellikle Allah'ı bilme ve iman noktasında çocuğunuzu eğitmenize, onunla sağlıklı bir iletişim kurmanıza zemin hazırlayacak ve ileriki yaşlarda kendi kendine yanlış yollara gitmemesi için en azından kendi vazifenizi yapmanıza vesile olacaktır.
Akıl Hazret-i Allah'ın insanoğluna bahşetmiş olduğu bir nimettir ve sorularının cevabını bularak gelişir. Hakikati duyan kalp mutmain olur.
Allah-u Teâlâ kullarına verdiği nimetleri kullanılmasından ve şükür edilmesinden hoşlanır. Âyeti kerime'de: "…Düşünmez misiniz?" (Bakara 44) buyurulmaktadır.
O hâlde düşündükçe soran ve gelişen, geliştikçe küçüklüğünü bilen ve şükrünü arttıran kullardan olalım inşaallah.